Kayıtlar

..

Cinler ve insanlar ilişkisi

CİNLER ve Onun İnsan İle Olan İlişkisinin Yapısı Hakkında   Soru:  es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuhu Bilinen husus şu ki  Akidede delil,  ya  “Akli”  olur ya da  “Nakli”  olur. Cinlere iman etmek gerekir. Çünkü haklarında sadece  “Nakli Delil”  mevcuttur.  Aklen onların varlıklarına imanı gösteren herhangi duyusal maddi bir delil mevcut değildir.   Soru şudur:  Peki o zaman yukarıda geçenlerle,  C inler ile insanlar arasında çarpma, karıştırma ve benzeri müdahalelerin var olabileceğini  söyleyen Âlimlerin sözleri nasıl uzlaştırılabilir? Yine Âlimlerin,  cinler ile insanlar arasında haset ilişkisi vardır, insanları hastalığa ve krizlere maruz bırakabilirler,  sözleri nasıl doğru olabilir? Son olarak eğer Âlimlerin anladığı şekilde ayet ve hadislerde geçen  “Çarpmak”  ve benzeri ifadeler anlaşılmıyorsa o zaman nasıl yorumlanmalı? Cevap: 1-  Bizler açısından  Cinler gaybi ...

BAĞIMLILIK UYUŞTURUCUMUDUR SADECE

Bağımlılık (1) بسم الله الرحمن الرحيم İnsanoğlu ; her zaman birşeyler ile bir bağ içindedir. Bu durum ona yaradılışında verilen fıtri özelliklerinden kaynaklanır. Yani duyguları ve uzvi ihtiyaçlarından kaynaklanır . Çünkü insanın meyillendiricileri oldukları için diğer çevresindeki  şeyler içinde bir ilişkiye sürükler ve bir bağ kurulur . İşte bu kaçınılmazdır . Çünkü tabiatında var olan bir şeydir . Bu bağ o insana özgürlük yada kölelik getirir. Çünkü bu bağı kuvvetli kılacak tek şey hayatının merkezine koyduğu değer ne ise o değere göre bu bağların kuvvetini sağlamlaştıracak ve hayatındaki var olan şeyleri bu değere göre ölçülendirecek ve ilişkilerini ve maslahatlarını bu değere göre yorumlayacak ve düzenleyecektir. İşte özgürlüğü ise bu bağı kuvvetlendirdiği ve ilişkilerini düzenlendirdiği asıl merkezi değeridir. Bugün yaşayan insanların en önemli sorunu ise yaratıcısı ile arasındaki bağın kopuşudur . Bunun sebebi ise dünya hayatının ona eğlenceli ve oyun halinde olması hasebi i...

Kapitalist Ben

Kapitalizm de her şey çok hızlı ilerleyip yeni ürünler üretilirken bir yandan da çok hızlı bir şekilde eskiyen hatıralarımız oluyor! Daha tadını, kokusunu alamadığımız nice hatıralar ile beraber bizde hızlıca eskiyip gidiyoruz. İlk elimize aldığımız oyuncak ya da telefon ile yaşadığımız o heyecan, o tutku, o an, bir anda içimizde sönüyor. Geride sadece var olduğunu bildiğimiz hatıralar ama tanıyamadığımız bir koleksiyon bırakıyoruz. Hayata dair verdiği fikirleriyle karşımıza çıkan insanlara da aynı şekilde davranıyoruz. Yeni ürün, Yen’i insan! Ve ve ve…! Her şeyi kendi EGO’muzun mutluluğu için yapıyoruz! Sahi; mutluluk kavramının anlamı bu mu? Yeni olan ürün, Yen’i olan insanlarla durmadan vakit geçirip eskitmekmidir? Eskiteceğin bir şeyin mutluluğu olur mu? Ya da aslında bu zihniyetle mutluluk eskiyen bir kavram mıdır? Yoksa elinizdeki eskide olsa yüzünde ki eskilik de olsa, artık yaşlılıktan mor çizgiler olsa da hala daha eski olanlarla hayata gülümseyebilmek ve sabredebilmek midir M...